
uzun boylu esmer kara kuru bir adamla tanışacağım. sonra ne yapacağım bilemem... woody allen da bilememiş olacak ki film boyunca hiç kimse uzun boylu esmer bir adamla tanışamadı, antonio banderas esmer ama cüce, josh brolin ise ne esmer ne de uzun boylu, naomi watts ise erkek sayılmayacağından kendimizi biraz aptal yerine konmuş hissediyoruz tabii.
(ben şu an itibariyle kendini ice storm sanan bir film izliyorum adı lymelife, pek güzel bir kadrosu olan bu film amacı herneyse ona hiç ulaşamıyor, geçenlerde son yılların gözden kaçmış olabilecekleri gibi bir listede adını görüp edindiğim bu filmde timothy hutton'dan culkin kardeşlere, emma roberts'tan alec baldwin'e bir sürü insan rol alıyor...) (american suburbia hakkında söyleyeceklerim olacak önümüzdeki günlerde)

hatırladınız mı, pushing daisies'den anna friel.
ne diyorduk, you will meet a tall dark stranger diyorduk.
dedik bitti.
ben içinde woody allen olan woody allen filmlerini tercih ediyorum, çünkü eğer kendisi oynamıyorsa da onun rolünü oynayan birisi oluyor ve o kişi ne kadar havalı bir aktör de olsa nedense kendisini woody allen gibi rol yapmaya çalışırken buluyor. bu filmde bu rolü anthony hopkins üstlenmiş. (bay hopkins bu arada, levent kırca gibi birisi, çünkü kendisi yıllar önce aktörlükten bıktığını artık oynamayacağını açıklamış ama sonra bu dediklerini hemen unutmuştu, aynı kırca'nın açlık grevi gibi... dönek yani)

hep kırmızı giyiniyor, kendini kırmızılı kadın mı sanıyor?
benim içim sıkıldı. ama mesela matchpoint gibi bir sıkılma değil, daha çok pointless bir sıkılma. madem öyle demek ki olmuş mu bu iş? bilmiyorum. yalnız en çok naomi watts'ın antonio banderas'la oynadığı bir sahne var onu sevdim. kadın kafasını öyle güzel resmediyor ki çünkü o sahne, ama işte onun dışında benim en sevdiğim woody allen filmleri arasında yer almayan bir filmimiz oldu bu. ha bir de freida pinto'nun uzun bir süre yüzünü hiç göremememizi sevdim, bir de karşı pencere durumunu sevdim, komşunun tavuğunn komşuya bir anlığına da olsa kaz görünmesini... güzel woody detayları, o kadar da olucak...

ileri yaş krizi, orta yaşı çoktan aştı çünkü kendisi.