ya da: ben neden parenthood izlemiyorum (bir facebook iletisine sığamayacak sebepler)

bu post'u aynı kendim gibi, izledikleri dizilerdeki göçükleri görseler de kendilerini ekrandan alamayanlara ithaf ediyorum.
parenthood'un tüm ilk sezonunu izleyip bitirdim.
brothers and sisters'ın ise yayınlanan tüm bölümlerini.
grey's anatomy, private practice ailesi de aynen bu şekilde kontrolüm altında.
90210'un orjinali yıllarca peşimi bırakmamış gibi, yeni versiyonunu da izliyorum.
itiraf etmem gerekir ki, pretty little liars isimli diziyi de izledim, ilk 10 bölümünü izledim, ama sonuçta izledim.
vampire diaries'in ilk sezonu da devirdiklerim arasında.
skins'in ilk iki sezonu da öyle...
ah ve tabii gossip girl, nasıl da unuturum!
durum böyle olunca, hem görüp bu aksaklıkları hem de görmezden gelme konusunda bayağı bir ehlileşiyor insan. dün gece yaprak parenthood'u nasıl olup da seyretmediğimi sorduğunda ben kendime aynı soruyu yönelttim, daha doğrusu bu soruyu daha önce de yöneltmiştim de, cevabını paylaşmak akıma gelmemişti kimseciklerle.
parenthood'un ilk sezonunun finalini bu yaz izledim. ikinci sezonunu da izleyeceğime şüphem yoktu.
bir türlü üstesinden gelemediğim o sahneyle karşılaşana dek senaryonun şaşkınlıkları beni o kadar da rahatsız etmemişti. ancak ne zaman ki william baldwin'i peter krause'nin ilk sezon boyunca adından asla söz edilmeyen patronu olarak gördüm, işte o zaman hayır dedim, izleyemeyeceğim ben bu diziyi. ilk sezon boyunca adam braverman'ı şirketin patronu bildikten sonra, bu sezon, menejerlerin araya girmesi ya da baldwin soyadının çekiciliği, ya da bir önceki kötü projeleri dirty sexy money sırasındaki dostluklarından mı, bilemiyorum, sayın baldwin kadroya bir anda dahil oluverdi.
six feet under gibi kutsal bir geçmişe sahip krause benim için herhangi bir yapımı izlemenin yegane sebebi bile olabilecekken, arka arkaya içinde yer aldığı bu projeler kendisine olan güvenimi oldukça sarsmış meğersem ne yazık ki.
dizideki karakterler en küçüğünden en büyüğüne hiç ikna edici değiller.
casting ise ayrı bir problem.
bence bu dizide bir tane bile güzel insan yok. işte böylesine de şekilci bir yaklaşıma da sahibim, ama sizce, gossip girl serena ve blake olmasalar izlenebilir miydi? bence hayır.
sorun tabii ki oyuncuların güzelliklerinden ötede.
brothers and sisters'da mesela izleyicilerin çoğunluğu ne isterse senaryonun o yöne doğru kayması gibi çıplak gözle rahatlıkla görülebilen aksaklıklarla karşılaşmıştık. birbirlerini kardeş sanan ve zamanla çok iyi iki arkadaş olan ikili önce sevgili sonra da karı koca olmuşlardı kardeş olmadıklarını ögrendikleri anda. ya da yine parenthood'da dax shepard'ın canlardığı karakterin iş ve aynı zamanda da kız arkadaşı olan karakter bir anda ortadan yok olmuştu ilk sezonun başlarında, sanki koca bir ejderha tarafından bir gece ansızın yutulmuşcasına. iyi oy toplayamadıklarından diziden bir anda uzaklaştırılan karakterler, sonu gelmeyen ya da duruma göre aniden geliveren hikayeler, kolayca halledilen meseleler ve bir türlü üstesinden gelinemeyenler...
demek istediğim şu ki, bunca kötü alışkanlığım olmasa (guilty pleasure'a yeni bir bakış açısı) hali hazırda, o zaman parenthood izleyicisi olduğum bir dizi olabilirdi belki de. ama görüp de yutkunduğum tedbirsizliklerin sayısı zaten oldukça fazla... o yüzden bana şimdilik izin verin, yazın sezon yavaşladığında, belki yine bir yerlerde karşılaşırız braverman'larla...

bu post'u aynı kendim gibi, izledikleri dizilerdeki göçükleri görseler de kendilerini ekrandan alamayanlara ithaf ediyorum.
parenthood'un tüm ilk sezonunu izleyip bitirdim.
brothers and sisters'ın ise yayınlanan tüm bölümlerini.
grey's anatomy, private practice ailesi de aynen bu şekilde kontrolüm altında.
90210'un orjinali yıllarca peşimi bırakmamış gibi, yeni versiyonunu da izliyorum.
itiraf etmem gerekir ki, pretty little liars isimli diziyi de izledim, ilk 10 bölümünü izledim, ama sonuçta izledim.
vampire diaries'in ilk sezonu da devirdiklerim arasında.
skins'in ilk iki sezonu da öyle...
ah ve tabii gossip girl, nasıl da unuturum!
durum böyle olunca, hem görüp bu aksaklıkları hem de görmezden gelme konusunda bayağı bir ehlileşiyor insan. dün gece yaprak parenthood'u nasıl olup da seyretmediğimi sorduğunda ben kendime aynı soruyu yönelttim, daha doğrusu bu soruyu daha önce de yöneltmiştim de, cevabını paylaşmak akıma gelmemişti kimseciklerle.
parenthood'un ilk sezonunun finalini bu yaz izledim. ikinci sezonunu da izleyeceğime şüphem yoktu.
bir türlü üstesinden gelemediğim o sahneyle karşılaşana dek senaryonun şaşkınlıkları beni o kadar da rahatsız etmemişti. ancak ne zaman ki william baldwin'i peter krause'nin ilk sezon boyunca adından asla söz edilmeyen patronu olarak gördüm, işte o zaman hayır dedim, izleyemeyeceğim ben bu diziyi. ilk sezon boyunca adam braverman'ı şirketin patronu bildikten sonra, bu sezon, menejerlerin araya girmesi ya da baldwin soyadının çekiciliği, ya da bir önceki kötü projeleri dirty sexy money sırasındaki dostluklarından mı, bilemiyorum, sayın baldwin kadroya bir anda dahil oluverdi.
six feet under gibi kutsal bir geçmişe sahip krause benim için herhangi bir yapımı izlemenin yegane sebebi bile olabilecekken, arka arkaya içinde yer aldığı bu projeler kendisine olan güvenimi oldukça sarsmış meğersem ne yazık ki.
dizideki karakterler en küçüğünden en büyüğüne hiç ikna edici değiller.
casting ise ayrı bir problem.
bence bu dizide bir tane bile güzel insan yok. işte böylesine de şekilci bir yaklaşıma da sahibim, ama sizce, gossip girl serena ve blake olmasalar izlenebilir miydi? bence hayır.
sorun tabii ki oyuncuların güzelliklerinden ötede.
brothers and sisters'da mesela izleyicilerin çoğunluğu ne isterse senaryonun o yöne doğru kayması gibi çıplak gözle rahatlıkla görülebilen aksaklıklarla karşılaşmıştık. birbirlerini kardeş sanan ve zamanla çok iyi iki arkadaş olan ikili önce sevgili sonra da karı koca olmuşlardı kardeş olmadıklarını ögrendikleri anda. ya da yine parenthood'da dax shepard'ın canlardığı karakterin iş ve aynı zamanda da kız arkadaşı olan karakter bir anda ortadan yok olmuştu ilk sezonun başlarında, sanki koca bir ejderha tarafından bir gece ansızın yutulmuşcasına. iyi oy toplayamadıklarından diziden bir anda uzaklaştırılan karakterler, sonu gelmeyen ya da duruma göre aniden geliveren hikayeler, kolayca halledilen meseleler ve bir türlü üstesinden gelinemeyenler...
demek istediğim şu ki, bunca kötü alışkanlığım olmasa (guilty pleasure'a yeni bir bakış açısı) hali hazırda, o zaman parenthood izleyicisi olduğum bir dizi olabilirdi belki de. ama görüp de yutkunduğum tedbirsizliklerin sayısı zaten oldukça fazla... o yüzden bana şimdilik izin verin, yazın sezon yavaşladığında, belki yine bir yerlerde karşılaşırız braverman'larla...