yokluğunda çok kitap okudum

desem yalan olur. birşey okuyacak vaktim olmadığı gibi internetim de yoktu, hatta var olanı da kullanabildiğim söylenemez. insan böyle durumlarda i-pad gibi minik cihazların seyahatlerde ne denli yararlı olabildiğini bir kez daha anlıyor. kendime not.
sonuç itibariyle telefon hatlarındansa e-mail yolunu kullanarak ebeveynimin maceralarını biraz uzaktan da olsa takip etme imkanını buldum. memnuniyetim tam gaz devam, çünkü izledikleri filmlerden sonra salondan güler yüzle ayrılmaya devam etmişler yokluğumda. babamın maillerinin neşesi de aile içinde kalsın. ama iki yetişkin insanın bir külah dondurma ya da bir tabak 'uludağ' için ne riskler alabileceği de sizin aklınızın bir köşesinde dursun...

ebeveynimin festival güncesi #4, perşembe:
#1

gökyüzünde bir ayna: '7'de 7. 'her şeye' rağmen eğitim verme çabası. hikayeni aslı bu imiş'. demiş babam... bizimkilerin gözleri sık sık dolmuş.

#2

kaybolan kedi (benim de listemde): 'bir sürü saçma amerikan filmine taş çıkarır' demiş büyüklerim, bu niteleme o ana dek izledikleri arasında bu filmin en iyilerden biri olmadığını anlatıyor.


ebeveynimin festival güncesi #5, cuma:

çingene: 'organik bu çingenler, organik'. demiş babam. haklı mı değil mi bir gün izleyebilirsek anlayacağız, ama bu filmle dokuzda dokuzluk bir ortalama tutturmuşuz. ne ala.

bu haftanın neler getireceğini hep birlikte göreceğiz, benim de turlarım başlıyor, kayıp kedi, oslo 31 august (cannes'da gösterimdeydi birkaç gün önce) ve ömer beni öldürmek hafta sonuna dek izleyeceklerim.

şimdiden güzel günler, haftalar diliyorum.