bu es'in bunca uzun sürmesinin sorumlusu sadece benim. blogger/blogcu genç kızlarımız gibi özür dileyerek başlıyım konuşmaya böyle. samimiyetin alfabesi özür dilemeler ne de olsa.

ty burrell geçen sene emmy'yi kazandığında sadece bir ölününkini andıran ten rengine ve fazla siyah saçlarına odaklanabilmiştim. şimdi onu da seviyorum.
haber vermek isterim ki modern family'yi izleyeme başladık aile meclisimizde. çok da mutluyuz. çok eğleniyoruz. oh iyi ki de biriktirmişiz. üç koca sezon var önümüzde şimdi. böyle birikmiş cevherlere bayılıyorum. ayağını yorganına göre uzatan bir izleyiciyim. bu konudaki israrlarını kendilerine saklamayan çiçi ve cancan'a da ayrıca teşekkürler, kucak dolusu sevgiler! kimin aklına gelirdi sofia vergara'yi sevebileceğim?

şaşırtmadın bizi sayın dunham, arkandayız. (arkan bayağı bir kalabalık bunun da farkındayız...)
girls konusunda da haberdar etmek isterim sizleri, üçüncü bölüm itibariyle (onu da iki bölüm biriktirdim ama sonra hemencecik tüketiverdim) pek güzel gitmekte. söylenmedik hiç birşey bırakmadan ilerlemekte. sözünü sakınmayan kadınları seviyoruz. hele de bunu bayağılaşmadan yapabilince değmeyin keyfimize! go lena go!

dreama walker dizide new york'a yeni taşınan saf taşralıyı canlandırıyor. pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim ama yavaş yavaş ısınmaya başladım koca ve biraz da patlak gözlerine.
benim için bir diğer sürpriz de 'don't trust the b(itch) in apartment 23' oldu. james van der beek yani dawson's creek'in dawson'ının kendisini canlandırdığı bu yapım dördüncü bölümü itibariyle merakımı halen çelmekte. ya da kendini izlettirmekte diyelim. 22 dakikalıkların yeri ayrı playlistimizde. az zamanda çok olmasa da öz şeyler söyleyebilen dizileri seviyoruz. seviyoruz büyük br kelime şımdilik apartment 23 için, idare ediyoruz diyelim.
az sonra tekrar bir arada olacağız, takipte kalın.