 |
| şıklıkta sınır tanımayanlar |
geçen sabah uzun zamandır özlemini kurduğum bir şeyi yaparak arka arkaya iki film birden izledim. filmlerin kofluğundan dolayı arka arkaya izlenmelerinde hiçbir sakınca olmadı ve bunca kof iki film izledim diye kendimi suçlu dahi hissetmedim çünkü günün birinde izlemek zorunda kalacaktım illa ki, neden, çünkü öyle. ilki bring it on, türkçeye ne şekilde çevrildi hakikaten bilmiyorum ve araştırmayacağım da (bu ne cesaret!?) herneyse, kirsten dunst'ın başrolde oynadığı bu filmde pon pon kız olmaktan başka hiçbir şeyi önemsemeyen torrance, takımının kaptanı da olmayı başardıktan sonra onca yıldır onlara birçok kupa kazandıran koreografilerinin aslında illerindeki bir başka liseden (çok daha zor durumda ve siyahi öğrencilerin ağırlıkta oldukları bir kenar mahalle lisesi) çalıntı olduğunu öğrenir. bunu ona öğreten ise okula o sene başlayan cool takılmasına rağmen cimnastikçi (evet, cimnastikçi birinin aynı zamanda cool olamayacağını ima ettim, bu ne sığlıktır) kimliğinden de sıyrılamayan eliza dushku'dan başkası değildir (buffy). işin daha da ilginci torrance dushku'nun ağabeyine aşık olur. ağabey yani cliff pantone (!) (jesse bradford) birazcık angelina jolie'nin eski kocası ve aynı zamanda renton'ın en yakın arkadaşlarından sick boy'un saçını boyatmadan önceki haline benzemektedir (az sonra #hıkdemişler'de!). yalnız boyu biraz daha kısadır. the clash tişörtleri filan giyer. torrence the clash'ın ne olduğunu dahi bilmez ama oğlan ona çoktan aşık olduğundan bu aralarında bir espri konusu olmaktan öteye gitmez. sonuçta torrance bir 'mean girl' değildir. yepyeni bir koreografiyle yarışmalara hazırlanarak takımının ikinci olmasını dert etmediği gibi galip gelen afrikalı-amerikalı kardeşlerini de kutlamayı ihmal etmez.
ikinci filmimiz yine bir kirsten dunst filmi. ilkinden tam bir sene önce çekilen (1999) dick zaman dilimi olarak da yetmişleri seçmiş kendine. dunst'a bu filmde bir zamanların patates yüzlüsü michelle williams eşlik eder. absürd kategorisinde değerlendirilebileceğimiz dick iki 15 yaşında ergenin bir okul gezisi esnasında beyaz saray'a girip başkan nixon'la arkadaş olması üzerine gelişen olayları konu alır. önce başkanın kendisi tarafından köpeği chester'ı gezdirmekle görevlendirilen ikili daha sonra kendilerini başkanın gençlik fikir komitesi sanmalarına kadar ilerler. filmi absürd kılan şeylerden biri bu ikilinin başkana marijuanalı (kendileri de bilmiyorlar) kurabiye yedirmeleri, diğeri savaşı engellediklerini sanmaları, bir diğeri ve filmin anafikrini de oluşturan durum ise watergate skandalını açığa çıkaran belgeleri gazetecilere (ki bunlardan biri de will ferrell oluyor) ulaştıran ve kendilerini deepthroat olarak tanıtan ikili olmalarıdır. 15 yaşındaki kızların şizofreninin sınırlarında gezen naif ruh halini ekrana taşımakta dunst ve williams hiç de fena sayılmazlar. bir de embesilliğinin doruğunda bir ryan reynolds var ki, evlere şenlik. bu arada nixon'ı canlandıran dan hedaya'nın konuşma şekli sanırsınız george costanza'nın (#seinfeld) yüzü hiç görünmeyen patronu!