sabah sabah: 13 haramiler

hep 13 kişi miydi orta dünyalı haramilerimiz?
hobbit: smaug'un çorak toprakları'nın büyük kısmı yeni zelanda yerine amsterdam'da çekilmiş gibi. ya da venedik. zaten bir noktada shakespeare karakteri olabilecek kaypak bir devlet adamı da giriyor devreye. (çapulcu'lu bir altyazı da geçiyormuş, ben kaçırdım siz kaçırmayın, teşekkürler m.emir) diyorum ya (twitter'dan demiştim, tabii siz fark etmemiş olabilirsiniz) keşke kitabı daha çok hatırlasam daha ayrıntılı bilgilerle donatabilsem bu yazıyı diye ama işte ne yazık ki bu kadarına sahibim. mesela peter jackson'ın ilk filmde de hitchcockvari bir görünüp kaybolduğunu ya fark etmemişim ya da hafızamdan tamamen silmişim. burada da göreceksiniz lazer ameliyatlı gözlüksüz yüzünü tombişin. hobbit'le ilgili asıl mesele şu, serinin ikinci filmi biraz üvey evlat muamelesi görmüş gibi, ortada kalmış. ikinci filmlerin başına sık gelen bir şey olduğunu söylediğimde film arkadaşım bana çok güzel ve konudan hiç de uzak olmayan bazı örnekler verdi, susakaldım, hatta üstüne bir tane de ben ekledim. (iki kule ondan terminator benden, hatta şimdi bir de jaws'u ekliyim ama bu bazılarının pek hoşuna gitmeyecektir eminim) sonuçta belki salon biraz soğuktu diye, belki kahvemi içemedim ya da belki de tuvalete gitmek için çok sabırsızlandım diye, ama 160 dakika (evet yuh) 160'tan da uzun hissettirdi kendini bana bu sefer. ama tabii yine de izlenecek. izlenmeli. mecbur.

lee pace burada biraz yılansı
kate, pardon evangeline lilly, okçuluk olmasa da
mücadele konusunda oldukça tecrübeli, bkz. lost
o iş olmaz legolas,  hiç gücenme sonra
bard rolündeki luke evans'tan birazcık hoşlandığımı
itiraf etmemde sakınca görmüyorum.

her zamanki gibi fragman paylaşmak yerine peter jackson'ın yapım blogunun 11. bölümünü paylaşmayı uygun gördüm bu sefer. şaşırmayın.