#artıkbaşrolühakettiler: james ransone


james ransone'u ilk tanıdığımda ken park'ta (tate, 2002) birlikte yaşadığı büyükannesi ve dedesini öldürmekteydi. öncesinde nice rockçıların. aktörlerin ölümüne vesile olmuş cinsel aktivitelerle (bkz david carradine) meşgul olmasını bilen bu sevimli liseliyle daha sonra the wire'da karşılaştık. işleri batıran kişi olma alışkanlığını burada da, dizinin en sevdiğim sezonu olan 'rıhtım günlükleri' (ben taktım bu ismi, nasıl?-çok emin kendinden) yani ikincisinde, chester 'ziggy' sobotka olarak sürdürmekteydi. dün ise karşıma oldboy*'da çıktı, yine üçüncüden hallice bir rolde, esas kıza vurgun ama sahnesi kısa. bir de o kendi sesi mi? ondan da pek emin olamadım, bir robotluk bir teatrallik hissettim gerildim. ha arada how to make it in america'da izlediğimizi unuttuğumu da sanmayın kendisini. bu belki biraz fazla stilize amerikan rüyası dizisinin bittiğine de hala üzüldüğümü gizlemiyorum. sonuç olarak bir ryan gosling kadar yakışıklı ve yetenekli bir genç olduğunu düşündüğüm james ransone'ı daha fazla ortalıkta görmemiz gerektiğine inanıyorum. bunu diyor ve yepyeni hashtag'lerle (etiket gibi düşünün) dolu bir yeni yıl diliyorum. (bir de yerli dizi sürprizim var, beklediğinize değecek)

*oldboy hakkında konuşabiliriz de konuşmayabiliriz de. burada devreye bir de özlü söz giriyor: ilkini izlemeden ikincisine gitmiceksin. evet izlemedim zamanında. evet. olabiliyor böyle şeyler. üstüme gelmeyin.

doğum yılı olan 1979 (smashing pumpkins) benden james'e geliyor.