chef!


şurada da bahsetmiştim, chef tam bir çerezito ama en lezzetlisinden!
izlerken iştahınız sadece yemekler için değil seyahatler için de kabarıyor, sizin de bir karavan alasınız ve içinden yumurtalı ekmek satasınız geliyor.




hepsini yerim gibi geliyor buradan bakınca ama masaya gelince kesin mızmızlık ederim

mesela sonunda aylardır pişirmek istediğimi söyleyip de tarifine bakmaya dahi tenezzül edememiş olduğum ragu sosunun araştırmasını yaptım. yapınca sonuçlardan bilahare haberdar ederim!

biz seni makyajsız daha çok seviyor olabiliriz scagirl!
ayrıca bugünlerde hangi filmi izlesek içinden scarlett johansson çıkıyor: captain america, lucy (yani tabii oradan çıkmasa biraz garip olabilirdi), şimdi de bu...



jon favreau filmin aynı zamanda da yönetmeni. o çılgın hızdaki kabak doğramaların filan da hepsini kendi yapmış, yani yemek pişirirken keserken biçerken gördüğünüz eller hep ona ait! bunun için bir hafta yoğunlaştırılmış culinary kursuna gitmiş, ayrıca sonradan filmin co-produktörü unvanını da alan şef roy choi'nin mutfağında da bol bol vakit geçirmiş, 'onu gölgesi gibi takip ettim' diyor hatta şurada okuyabileceğiniz röportajında.


bu küçük oğlan da pek tatlı, adı emjay anthony ve filmde favreau ve sofia vergara'nın oynadığı eski karısının aşk meyvelerini canlandırıyor.


chef'in iyi bir mutlu film olmasında en büyük etken drama dozunun ortancalığı, kimsenin başına korkunç şeyler gelmiyor, tadında bırakılıyor her şey, babasına kızıp da karavandan kaçan oğlan kötü adamların eline düşmüyor en basitinden. (çok fazla killing izliyorum son günlerde, aklım hep böyle pis şeylere çalışıyor, korkuyorum da ayrıca, 16. bölüm oldu katil hala bulunamadı!)

NE ZAMAN: şimdi izleyemiyorsanız pazar sabahı izleyin mesela, hem böylece markete gidip uzun uzun hazırlamak isteyeceğiniz akşam yemeği için önünüzde bolca da vaktiniz kalır!