güncelleme: the wire, beş.


snoop.


bir süredir devam eden konsantrasyon eksikliğimizin kurbanı olan the wire'a kaldığımız yerden devam ediyoruz.

kaldığımız yer de tam şu yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik diye tabir edebileceğimiz cinsten bir durum. (böyle derken sanki yaparken zorlandığımız birşey gibi de algınalanabilir tabii, yanlış ifade etmeyeyim kendimi, çok zevk aldığımız birşey the wire.)
son, yani beşinci sezonun, ilk bölümünü izleyip kalakalmıştık ki, bu sabah kesin ve net bir kararla geri döndük 'yuvamız' baltimore'a. b-more da diyebiliriz. (geçtiğimiz aylarda bir eroin çetesine dahil olduğu gerekçesiyle göz altına alınan snoop, ya da gerçek adıyla felicia pearson, şimdi serbest. sadece 14 yaşındayken işlediği cinayet sebebiyle de altı yıl hapis yatmış...)

the wire'dan sonra çok sevdiğimiz treme'yi üreten bu ekip (ben şahsen önce treme'yi ardından the wire'ı izleyen bir kişiyim) yapımlarında dizinin geçtiği yörenin halkına yer vermeyi alışkanlık edinmiş. çok da iyi etmiş. ben çoğu zaman belgesel izler gibi hissediyorum kendimi, hem the wire hem de treme izlediğim sıralarda.

sanırım verdiğimiz bu arada, izlediğimiz başka herşeyi uyuşturucularla, çetelerle, ppolisle medyayla alakalı alakasız, the wire ile karşılaştırmaya başlamamızın ve bundan sıkılmamızın da rolü büyük. işini böyle bir ciddiyetle yapan insanları tanıdıktan sonra gördüğünüz geçiştirmeler hiç bir bahanenin altına saklanamayacak büyüklükte yansıyor bir anda ve kimyanız bozuluyor bir nevi.
neyse şimdi 'bağışıklık' kazandık diyelim.

geçen hata ikinci sezonunun ilk bölümü yayınlanan treme hakkında verdiğimiz diyet kararını da uyguluyor ve gittikçe daha da benmsiyorum. geçen yaz da dizinin ilk sezonunu topluca izlemiş ve bittikten sonra büyük bir boşluk içine düşecek kadar (sadece 12 bölümden oluşan bir dizi için bunca bağımlılıga ne gerek var diyebilirsiniz ben de izleyin de görün derim size tabii hemen) çok sevmiştik. bakalım bu sezon bizi neler bekliyor...

bu arada bir başka hbo yapımı olan game of thrones'a (taht oyunları diye çevirbiliriz bu başlığı sanırım) da kendimizi kaptırmış gibiyiz. tabii bu sefer menüde çerezden öteye geçecek bir şeyler yok, ve olmayacak gibi de görünüyor: ama güzel çerezler, bir kaç bölüm sonra daha da lezzetlenme ihtimali olan taze ve çıtır çerezler...

iyi seyirler ve iyi pazarlar sevgili izlyecilier sırada uzun zamandır yolunu gözlediğim bir fragman var...