en güzel pazar filmleri: bir liste


hayır dejavu değil, bu listeden bir tane daha gördünüz doğru, iki ay kadar önceydi.
aslında ilk fikrim biraz önce sıralayacağım filmleri o listenin ucuna iliştirmekti.
fakat sonra vazgeçtim, hem bu sonradan aklıma gelen filmler bir başka listenin ucuna iliştirilmekten daha fazlasını hak ettiklerinden, hem de ikinci gruba gelene kadar okumaktan sıkılmayın diye.
ilk listeyi hatırlamak isteyenler bu satıra tıkır tıkır tıklasınlar bir ve hafızalarını tazelesinler bakalım, evet, bekliyorum...

şimdi listemizi paylaşmaya geldi sıra, şimdiden iyi haftasonları, günlerden pazartesi olmasına ise takılmayın bence, illa ki gelecek o günler, hem siz pazar filminizi salıdan, çarşambadan neden izlemeye başlamayasınız ki, değil mi?




tin tin bunu nasıl unuttuğuma inanın şaşırıyorum, ama sonra bakıyorum, kimseler hatırlamıyor bu şahane animasyonu! oysa ki peter jackson ve steven spielberg'in ortak çalışmaları hem de trilogy olmak üzere tasarlanmış müthiş bir prodüksüyon. ben diğer iki filmle ilgili haberleri toplayadurayım siz bunu hemen izleyin, hatta kahvaltıda izleyin, ah nasıl özendim anlatamam...


pippi uzunçorap 10-12 yaş aralığında bu filmi kaç kere izlemiş olduğumu (özür dilerim sevgili ebeveynim) inanın bilmiyorum. bana çocukluk kahramanınız kim dediklerinde o yüzden cevabım hala uzun çoraplı kız pippi olur hep. pippi dürüsttür, başına buyruktur, bir sürü altını vardır ve bir gün korsan babasına tekrar kavuşmanın hayaliyle yaşar. hayal gücü koca bir yetimhaneye yetecek kadar geniş ve becerikli birisidir. ayrıca benekli bir de atı vardır. üstü başı biraz kirlidir ama bundan bize ne'dir. isveçli çocuk kitapları yazarı astrid lindgren'in romanlarından uyarlanan filmi izleyin, vaktiniz varsa kitapları da okuyun. zamanında can'dan yayınlanmıştı. çok güzel her kitap can'dan yayınlanmaz mıydı zaten?


interview with the vampire benim en sevdiğim vampir filmi tartışmasız olarak bu. pazar havanıza uymayacağını düşünmeyin, sonuçta bir hazine. gencecik brad pitt'ler tom cruise'lar mı istersiniz. küçücük kirsten dunst'lar mı antonio banderas'lar mı... bunlar bir kenara vampirlerin çok saşalı görünen yaşamlarına dramatik bir bakış açısıdır ve kahramanımız christian slater laftan hiç anlamaz!


batman returns tim burton batman'lerinin ikincisi, en sevdiğim penguen adam ve kedi kadın'ı bir araya getirdiğinden favorim. (bir başka ikinci film favorim de terminatör'dür, bilen bilir). gotham iyice yerine oturmuştur, şhir ve burton birbirline iyice ısınmışlardır. christopher walken sinsiliğinin doruğundadır, michelle pfeiffer ise güzelliğinin. sonra anne hathaway diyorlar kedi kadın oldu, konuşturtmayın beni allahşkına (ki, haksızlık etmeyeyim, olabileceğinin en iyisini de olmuştu, ama yani, pfeiffer ve kostümüyle yarışabilmek için fırınlar dolusu ekmek yemesi ve sonra tabii onları çıkarması gerekir, malum, kilo)


life of pi daha pazar bir film düşünemiyorum. tabii izlediyseniz hemen bir kenara bırakın lakin bende ikinci kez izleme heyecanını henüz uyandırmayanlardan. ama yine de leziz bir görsellik, çılgın bir hayal gücü. bu havuz en sevdiğim sahnelerinden. 60'ların hindistan'ına ışınlanmak istiyor insan.


pulp fiction benim seyretmekten bıkmadığım filmlerden pulp fiction. ilk kez sinemada izlediğimden beri hislerim katlanarak arttı. her seferinde daha çok sevdim. bu sene halloween'de mia wallace olacaktım hatta ama son anda vazgeçirdiler, neymiş, kakülüm yokmuş...

jumanji ben bu filmi izlemem gereken yaşta izlemedim. yetişkin irisiydim ilk izleyişimde, ikilemedim de zaten, ama ilk fırsatta yapacağım. çünkü gerekli miktarda gerçeklik ve karamsarlık içeren ideal bir pazar filmi. robin williams'a da selam söylemiş olursunuz hem...


gremlins içimi nasıl da karartmış nasıl da korkutmuştu beni o ikinci nesil gremlinler! şimdi bakınca gizmo'nun kendisi de hayli tuhaf bir yaratıkmış aslında. ama neyse, tam bir nostalji!


jaws geçenlerde bir akşam hem de daha önce hiç izlemediğini film başladıktan sonra fark eden çok sevgili arkadaşım melda'yla yeniden izledik. köpekbalığının yavaş ve mekanik hareketleri dışında ne kadar iyi bir film olduğuna aile meclisi olarak bir kez daha karar verdik. hem de bir filmi ilk defa izleyen birisine eşlik etmek çok güzel, riskli, ama çok güzel.


12 monkeys bugünlerde yeniden izleme hislerimin kademe kademe arttığını hissediyorum bu filmi. bugüne kadar izlediğim en iyi zamanda yolculuk filmlerden olduğunu düşünüyorum. ayrıca bruce willis çok tatlıdır burada. brad pitt de henüz... terry gilliam'ın imzalarının hepsi vardır. şu an derhal ediniyorum!


as good as it gets romantik komedi listelerine girmeye de hak kazanan bir yapım bir taraftan, ama başka bir taraftan da bir dostluk filmi. ne kadar izlersen izle sıkılmayacağın cinsten, hollywood klişelerinin hepsine sadık, sıcacık. teoman'ın 'çizgilere basmadan yürüyemeyenlerden misin' dizelerine ilham vermiş olduğunu özellikle hatırlatmak isterim.

death becomes her meryl streep, goldie hawn ve bruce willis. gençlik iksiri bu üçlünün eline geçer ve yüzyıllık koşuşturmaca başlar. sinemada izlemeye yetişmiş ve çok etkilenmiştim. çocuk götürülecek film pek değilmiş aslına bakarsanız, ama neyse artık iş işten geçti...




donnie darko birkaç gece önce bu filmi kocamın izlememiş olduğu gerçeği ortaya çıkınca, yeniden izlemek için gereken bahaneyi de bulmuş oldum. çok severim. atilla izlemediyse arannızda izlememiş başkaları da olabileceğine dair olasılıklar artıyor. yönetmeni richard kelly daha sonra pek başarılı işlere imza atamadı ama burada tavan yaptığını ve jake gyllenhaal'un kariyerini başlattığını rahatlıkla söyleyebiliriz!

the intouchables birkaç yıl önce çıkan bu tatlı fransız komedisi özellikle de güzel finaliyle iç ısıtıcı cinsten. şimdi bir de samba var, aynısının başkası, henüz izleyemedim, ama fransa halkı onu da pek beğenmiş, bizde vizyona bu hafta girecek (19 aralık 2014), siz düşünmeye başlayın bence...

castaway süre konusunu çok iyi becermiş filmlerden castaway. sonuçta tom hanks bir adada tek başına fena sayılmayacak bir süre geçiriyor ve genel izleyici kitlesi bundan sıkılmıyor. bu film de karlı bir bologna akşamına ve romina'ya gitsin. sonra da anneme.



amelie bu filmi düzenli aralıklarla izleyip modunuzu yükseltmenizde hiçbir sakınca yok. süreyi siz belirleyin. tavsiyem 6 ay ila bir yıl arası. benim gibi zamanında çok sık izlediyseniz aralığı uzatabilirsiniz.


frances ha geçen yıl izlediğim en iyi filmlerdendi frances. benzerlerinin bir adım ötesine geçmeyi başarmıştı zeki ve içten diyaloglarıyla. instagram hesabımda severek hazırladığım listelerden biri olan #MidnightMovieQuotes'ta yakın zamanda yeniden yer alacağını şimdiden söyliyeyim. bazı filmler şiir gibi dostum!




bridesmaids'i dün yeniden izledim, ve bazı sahnelerinde yeniden gözünden yaş gelme reaksiyonunu göstermek suretiyle kendimden geçtim. kendinize bir kıyak yapın ve göz atın, pişman olmamanız dileklerimle,
sevgiler,
d.




beautiful girls eski zamanlardan çok sevdiklerimdendir. uma thurman, matt dillon, natalie portman, timothy hutton, rosie o'donnell, mira sorvino... izleyin sonra da şunu dinleyin ➳ http://youtu.be/YuN4eptl3eg



Yorumlar